Çok “Bizden” Hareketler Bunlar!

Alışkanlık mıdır, yapışkanlık mıdır nedir bilinmez ama “bize” özgü hareketler asla tartışılmaz; engellenemez. Sizin için “bizden” bir şeyler karaladık; maddelerin birinde illaki denk geleceğiz! 🙂

zile basmak

1- Kitap okuma yapışkanlığı!

Münferit kitap okuma alışkanlığı ağlayan rakamlarda iken; vapur, dolmuş, otobüs vb. mekânlarda bu alışkanlığın ıq sınırlarını zorlaması ancak bizde görülen bir tezattır. Başkasının gazetesi ne de tatlıdır, ne de okunasıdır. 

2- Ölümsüzleşen isimler!

Bazı anlar vardır hani; hiç bitmesin dediğiniz… Sevgilinizle bir aradayken ya da uzun bir seyahatten önce son arkadaş toplantısında mesela… O anı ölümsüzleştirmenin en kısa(!) yollarından biri… Kurumamış beton gördünüz mü patlatın hemen bir tarih, isim yanına da bir kalp işte artık ölümsüzsünüz! Huyumuz bu, yaş betona dayanamıyoruz.

3- Asansör düğmelerinin çilesi!

Sabırsız olduğumuz bilinir; öyle asansör beklemeye falan da pek tahammülümüz yoktur. Basarız düğmeye, gelmiyorsa bir daha, yine mi gelmedi bir daha… Daha hızlı gelir(!) çünkü basınca… Acelemiz var, ondan.


4- Çok yönlü(!) ıslak mendil!
 
Islak mendilleri tek amaçlı kullanmak âdetimiz değildir. Genelde önce yüzümüzü sonra ellerimizi siler sonra da ziyan etmemek için masayı ya da etrafı sileriz. Evet! Aynı mendille!

5- Çalan kapı bilmecesi!

Çalan kapıya “kim o” demek sadece bize özel değil elbette; farklı dillerde çeşitli çeviriler mümkün. Ancak isim söylemek yerine ‘beniiiiimmm!’ diyen zannederiz sadece biziz.

6-  Kaza izlerken kaza yapmak!

Trajikomik ama gerçek! Kazaların pek çoğu başka kazaları izlerken de olabiliyor. Durup seyre dalmalar, dalarken arkayı kollamamalar ve beraberinde gelen “küüüüüüt” sesi.


7- Tanıdık üzerine yapılan şakalar!

Özellikle arabayla seyir halindeyken, yolda tanıdık görüldüğünde “üzerine direksiyon kırma şakası” olarak tabir ettiğimiz şaka modeli de “bizden” gerçeklerden… 


8- Ulaşılamayan cep telefonu!

Birini ararız ve ulaşamayız. Ancak hikmeti bilinmez nedense yanımızda her zaman kendi ulaşabileceğini iddia eden biri olur. Şu repliği hatırladınız mı?

-“Aradım ulaşılamıyor!”
– “Dur bir de ben deneyeyim!”

9- Elektronik cihaz düşmanlığı!

Affetmeyiz, bizim Osmanlı tokadımız var. Bir elektronik cihaz çalışmadığı zaman iki tokatın kendine getireceğine dair sonsuz inancımız, bitmek bilmeyen hırsımız var. Bunun bir diğer versiyonu da açıp kapatmak. Bu sayede aslında bozuk gibi duran pek çok cihazı çalıştırma ümidimiz, yıllara dayanan bir geleneğimiz…


10- Film izlerken oyuncuya rolünü öğretmek!

Eleştirmeye bayılırız. Özellikle oyuncuları. Aşağıdaki cümleler tanıdık mı bir yerden?

– Tam oturmamış bu role!
– Adamın yanına yakışmamış!
– Ay bunları kim giydiriyor Allah aşkına!
– Çevirsene şu kanalı içim bayıldı! 

Son maddede madem filmlerden bahsettik şöyle film keyfinize yakışır nefis bir lezzete ne dersiniz? Sadece Migros‘ta bulabileceğiniz  M&M’s ile nefissss bir sakız kurabiye yaptık. Buyurun!