Tatile Gidemezsek, Tatili Ofise Getiririz!

Deniz, kum, güneş; mail, toplantı, trafiğe karşı!

Evet, konu biraz hüzünlü… “Ya ya ye coco jambo ya ya ye” diye haykırdığımız, tatilin resmi olarak 3 ay sürdüğü, her gün geç uyandığımız, sabahlara kadar oyun oynadığımız günler 10’lu yaşlarımızın mazisine ne ara gömüldü anlayamadık açıkçası. Daha dün annemizin kollarında uyurken, çiçekli bahçemizin yollarında yürürken; metrobüs, toplantı, mail ne ara girdi hayatımıza o konu tam muamma. Bildiğimiz şu ki ‘biz büyüdük’. Hal böyle olunca elbette kısa tatiller can, uzun tatiller patlıcan olmak durumunda kaldı. Bin bir dereden getirilen sularla alınan izinler ya da daha acısı yoğunluk sebebiyle bir süre askıya alınan izinler, ruhumuzu da hüzün gözyaşlarına boğdu.

tatil

Madem ofisteyiz…

Tatile gittik, bir arkadaşa bakıp çıktık ya da çıkamadık; fark etmez. Şimdi size mahsusçuktan tatildeymişiz gibi ruhumuzu kandırabileceğimiz birkaç kelam edeceğiz. Bunları bir deneyin bizce, hem ne kaybederiz ki?

1- Mevsim yaz ise…

Sadece yaza özel meyveler ile lezzetli kokteyller hazırlayabilirsiniz. Mesela şeftalili yaz kokteyline ne dersiniz? Damağınızdaki ‘yaz tadı’ ruhunuza #iyigelecek.

kokteyl

2- Yaz parçalarından liste yapın!

Macerena ile kollarımızı düğümlediğimiz günleri düşünün. Tıpkı onlar gibi şahane bir playlist oluşturabilirsiniz. Son dönemde dinledikçe içinizi açan şarkılardan bir parça listesi oluşturun, durup durup çalın; neşenizi bulun!

müzik listesi

3- Masanıza yaz gelsin!

Bu sene olmasa bile, çıktığınız son tatilin resimlerini masanıza yerleştirin. Masanızın kenarına bir yerine birkaç renkli çiçek yerleştirin. Baktıkça içiniz açılacaktır.

ofis masası

4- Mor bir şeyler!

Bu bir vazo olabilir, çerçeve olabilir ya da bir obje. Altın kural mor olması. Mor, ruhu dinlendirir ve içinizi coşkuyla doldurur. Bir deneyin isterseniz, karamsarlıktan uzaklaşmanın etkili ve basit bir çözümü olabilir.

mum

5- Aydınlanın!

Masanız cam kenarındaysa şanslısınız. Pencereyi açın ve gün ışığının masanıza dolmasına izin verin. Eğer daha içerlerde bir yerdeyseniz, bu sefer de 1 ya da gerekirse 2 masa lambası alın ve masanızın karanlıktan uzak, son derece aydınlık bir mekân olmasını sağlayın. Aydınlık, ruhunuza iyi gelecektir.

aydınlanmak

6- Şimdi dekorasyon sırası sizde!

Eğer kendinizi hala o ‘hızlı kovboy’lardan görüyorsanız şimdi modunuzu yükseltmenin tam zamanı. Açık mavi, beyaz ya da su yeşili tonlarda giyinin. Kıyafetiniz açık renk olursa, inanın kalbiniz de bir o kadar neşe dolu olacaktır. Büyüdünüz diye ruhunuz ölmedi ya!

dekorasyon

7- Mutlaka dışarıda yiyin!

Ofis ortamından çıkmadıkça, kafanızı tam olarak dağıtamazsınız. Bunun 8 saatlik çalışma dilimindeki en kolay yolu ise öğle yemeklerinde mümkünse dışarı çıkmak. Yarım saat bile olsa, güneşin teninize değmesine izin verin.

arkadaşlarla yemek

Ne ekonomik şartlar, ne kariyer ve günlük koşturma… Modumuzu, dolayısı ile işlerimizi etkileyen tek etken ‘ruh sağlığı’mız. Kendimizi iyiye alıştırıp, pozitif düşünmeye gayret edersek çözemeyeceğimiz bir şey yoktur. Deneyin, pişman olmayacaksınız!