Kokunuzla Geçtiğiniz Yeri Büyüleyin: Parfümünüzün Kalıcı Olmasını Sağlayan 5 İpucu!

Kokular, kokular, kokular… Kimi zaman alır seneler öncesine götürür, kimi zaman götürdüğü yerden ha deyince geri getirmez 🙂 Yer ve mekan tanımayan, bastığımız yeri titretmek için en etkili silahlarımızdan biri parfümler. Daha önce şu yazımızda parfüm alırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini kaleme almıştık sevgili okuyucularımız. Bugün şu kalıcılık meselesine el atalım dedik. İster pahalı olsun, ister ekonomik bütçeli; parfümlerin kalıcılığını arttırmak birkaç ipucunda gizli. Sizin için araştırdık!

1- Parfüm sıkmadan önce cildinizi nemlendirin. Nemli cilt, parfümü daha iyi hapsedecektir. Aynı şey banyo sonrası için de geçerli. Banyodan sonra açılan gözeneklerinize sıkacağınız parfüm, kalıcılığı garantileyecektir.

parfümün hikayesi

2- Nemlendirici demiştik ya hani. Seçeceğiniz kremin kokusuz / az kokulu olmasına dikkat edin. Kremin üzerine sıkacağınız parfüm, uzun süre dayanacaktır.

3- Parfüm hurafesine aldanmayın! Hani derler ya havaya sıkıp içinden geçin diye. Bu tarz artistik hareketler sadece parfümünüzün boşa gitmesine sebep olur. Teninize olmasa da kıyafetinize sıkmak çok daha kalıcı bir etki yaratacaktır. Aksi halde havada uçup gidecektir.

parfümün tarihi

4- Kilit bölgeleri keşfedin! Kulak memenizin arkası, diz kapağınızın arkası, dirsek içiniz ve damar yerleriniz kilit noktalar. Bu bölgelerdeki kan dolaşımı, parfümünüzün yayılmasına da etki edecektir. Denemesi bedava! 🙂

parfüm

5- Tarağınıza parfüm sıkmayı denediniz mi? Yalnız burada önemli olan sıktıktan sonra saçlarınızı dipten taramamak. Çünkü bu saçlarınızın yağlanmasına sebep olabilir. Bunu önlemek için tarağınıza parfümü sıktıktan sonra, saçlarınızın uç kısmını tarayın. Biraz bekledikten sonra 15 cm uzaktan saçınıza yeniden parfümünüzü sıkın. Yürüdükçe ve saçlarınız dalgalandıkça koku da aynı oranda yayılacaktır ki yazımızın başlığında geçen ‘büyüleme’ de tam bu noktada vuku bulacaktır 🙂

parfüm_nasıl_kalıcı_olur

Hazır parfümlerden bahsetmişken… Parfümün çok da ilginç bir hikayesi var aslında. Şu yazımıza bir göz atın deriz!