Yılan Yalanlar: Her Zaman İnandığımız 5 Yalan!

Pembe olur, mor olur, kırmızı olur, simsiyah olur; masum da olsa yalan yalandır. Ancak bazı yalanlar var ki onlar artık masumluk sınırını aşmış adeta ‘içimizden biri’ gibi olmuş. Sizin için sanki gelenekmişçesine inandığımız ya da hayat gailesi gereği inandırıldığımız yalanları kaleme aldık bu yazımızda.

Yalan 1: “Tek başınalık, yalnızlıktır.”

Konumuz aşk meşk işleri 🙂 Tek başına olmak, yalnız olmak anlamına gelmez kaldı ki her ilişki mükemmel bir hayatı da işaret etmez. Tek başına ile yalnızlık arasındaki ince farkı bilmek gerekir. Yalnızlık da ayrıca çok kötü bir şey değildir; nedenini şu yazımızda anlatmıştık hatta.

pinokyo_kimdir

Yalan 2: “Her şeye sahip olursak, işte o zaman mutlu oluruz.”

Her şeye sahip olmak, ancak sahip olduklarımıza teşekkür edersek anlamlı olur belki de. Neye sahip olamadığımıza üzülmek yerine, var olana şükretmek her zaman daha iyi bir motivasyon kaynağıdır. Her şeyiniz olursa mutlu olacaksınız diye de bir kaide yok, mutluluk o kadar ince bir çizgi ki…

pinokyonun_hikayesi

Yalan 3: “Acı, görülebilir bir şeydir.”

Kapalı kapılar ardında dönenleri kim bilebilir ki? Bazen maske takmak kişiye iyi gelebilir, sonrasındaki gözyaşları da yastığın sorumluluğundadır belki de. Dışarıdan yargıyla bir yere varılamadığı gibi, varılan yerdeki durumda her zaman bir muammaya gebe olabilir.

Yalan 4: “Hayal kurmak boşa harcanan zamandır.”

Hayal kur ki gerçekleşsin diye de bir laf vardır aynı zamanda. Hayaller çok ütopik olmadıkça ruhu besler ve yarına olan inancı tetikler. Bu nedenle hayal kurmak boşa zaman harcamak anlamına gelmez, bir deneyin siz de görün 🙂

pinokyo

Yalan 5: “Güçlü olmak için acıyı hissetmemek gerekir.”

Acınızı çaktırmıyorsanız bu da bir meziyet tabi 🙂 Ancak her ‘güç’ acıyı hissetmemek anlamına gelmeyebilir. O güç, yukarıda bahsettiğimiz ‘maske’ olabilir; herkes acısını dışarıda yaşamaz ve güç de acıyı tetiklemez aslında. Güç, insanın içindedir; bize düşen vakti gelince zincirin halkalarında fire vermemek.

Yalansız bir dünya hayal olsa da, belki de önce kendi zihnimizi süpürmektedir işin temeli, siz ne dersiniz? 😉