Ramazan’ın Vazgeçilmezi Güllacın Hikayesi Nedir?

Ramazan gelince popülerliği birden arşa değen, iftar sofralarının gülü,
midelerin yormayanı, sütün en iyi yoldaşıdır güllaç. Mis gibi süt kokusuna, kat
kat lezzete doyurur. Ek malzemeleriyle ne de şahane olur. Peki, böylesine
sevilen güllacın çıkış hikâyesini hiç merak ettiniz mi? Yazımızın içeriğinde
güllacı sadece yemeyelim de en derin katmanına inip onu biraz tanıyalım
istedik. Güllaç sevenler, buyurun peşimizden! İşte, güllacın çıkış hikâyesi
hakkında 5 bilgi…

1. Çok Eskiye Dayanır

Günümüzde çok sevilip birçok sofrada yer almaya devam eden güllacın
hikâyesi 1489 yılına kadar dayanıyor. Güllaç, Osmanlı saray mutfağına
Kastamonulu Ali Usta sayesinde giriyor ve saray görevlileri çok sevince
geleneksel bir lezzet unvanını alıyor.

2. Ziyanı Önlemek Amaçlanmıştır

Güllacın çıkış hikâyesi, rivayete göre çuvallarla alınan nişastaların bozulmasını
önlemek amacıdır. Nişastaların nasıl saklanacağı düşünülürken biraz un ve
suyla karıştırıp yufka haline getirme fikri ortaya çıkmıştır. Daha sonra bu
yufkalar toz haline getirip kullanılmıştır. Ancak çok sonralarda yufkalar sütle
ıslanmış, diğer malzemelerle süslenmiş ve vazgeçilmez bir tatlı haline
getirilmiştir.

3. Değerlendirme Fikri Olarak Çıkmıştır

Çok eski zamanlardan bu yana mutfakta israfın önüne geçmek için çeşitli
tarifler yaratır dururuz. Herkesin büyükannesinden öğrendiği bir “evde ne
kaldıysa” tarifi mutlaka bulunur. İşte, Kastamonulu Ali Usta da bu yolda aklını
çalıştırmış ve elinde kalan yufkaları (O zamanlar “varak” olarak adlandırılıyor.)
ziyan etmemek için bir yöntem düşünmüş. Saray halkının bir Kastamonu gezisi
sırasında yufkaları şekerli sütle ıslayıp enfes bir tatlı haline getirmiş ve saray
halkına ikram etmiş. Daha sonra çok sevilen güllaç, saray mutfağındaki yerini
almaya başlamış ve garantilemiştir. Dememiz o ki, Ali Usta da işin buralara
geleceğini asla tahmin edemiyormuş!

4. Başka Çeşitleri de Mevcutmuş

Osmanlı zamanında çok sevilen güllacın şekerli sütle hazırlananı dışında başka
çeşitleri de mevcutmuş. Genellikle Osmanlı sultanlarının damak zevkine göre
güllaç yapraklarının yumurtaya bulanarak kızartıldığı ve sonrasında şerbete
atıldığı da bilinir. Bunun dışında güllaç; genellikle şeker şerbetiyle yapılır,
bohça gibi şekiller verilir ve gül suyu, misk, kaymak, şam fıstığı, kuru yemiş
gibi seçeneklerle tamamlanırmış.

5. Güllaç Adını Nasıl Almıştır?

Yufkaların değerlendirmesiyle ortaya çıkan bu tatlı nasıl oldu da “Güllaç” ismini
aldı dersiniz? Hemen anlatalım. Yufkaların sütle ıslanmasıyla yapılan bu tatlı,
zamanla gül suyuyla süslenmiştir. Her tadanın hayran kaldığı gül suyu, bu
yufkaların artık vazgeçilmezi olmuş, zamanla “güllü aş” olarak anılmıştır. Tıpkı
“sütlü aş”ın “sütlaç”a dönmüşmesi gibi “güllü aş” da “güllaç”a dönüşmüştür.

 

Torku Süt 4×1 L satın alarak Ramazan boyunca birbirinden lezzetli ve hafif tatlılar yapabilirsiniz. Satın almak için hemen tıklayın.

 

Saffet Abdullah Güllaç 400 G satın almak için hemen tıklayın.