Öz Güvenli İnsanların Asla Yapmadığı 7 Şey!

Kusursuz bir makyajın, ihtişamlı bir kıyafetin, büyüleyici bir kokunun ya da caka satan fiyakalı cümlelerin önüne geçen, harici yollarla değil dahili meziyetlerle kişinin pırıltısını öne çıkaran bir ‘doğal güzellik’: Öz güven. Güzelliği ya da yakışıklılığı ne olursa olsun kendini hayran bıraktıran bir güven ifadesi, pek çok formülün ötesine geçebilir. Bugün sizler için öz güveni yüksek insanların asla yapmadığı şeyleri araştırdık, öz güven meselesinin temeline indik!

1- Asla ‘özür’ kullanmazlar!

İşe trafikten dolayı geç kalmış olabilirler. Ancak oturup da bir saat trafik sorununu ya da başlarına gelen olayları anlatmazlar; onlar ‘sadece’ geç kalmışlardır ve konu kapanmıştır. Burnu düşse yerden almaz deyimi sanki onlar için yerinde bir kullanım?

özgüven

2- Korkularını korkuturlar!

Evet, onların hayatlarında korku yoktur gibi keskin değil cümlelerimiz ancak korkunun hayatlarını yönetmesine izin vermeyecekleri de büyük bir gerçek. Korkularının üstüne giderler ve mümkün mertebe ‘olağan’ hayattan uzak durup ‘denemeye açık’ modda yaşarlar.

 3- Güven balonunda yaşamazlar!

Güvenli alanların, yeteneklerini körelttiklerini düşünürler. Bu nedenle bu güven balonunun içinden çıkmak ve yetilerini cesaretle çoğaltmak için hep yeni şeyler denerler.

kedi

4- Hemen aksiyon alırlar!

Onların yarını bekleyecek zamanları yoktur. Bugünün ‘yaptım’ını, yarının ‘yapacağım’ına tercih ederler daima ve bu tercih de onları özgüvenini besleyen en önemli damarlardan biridir.

5- Soru sormazlar!

Özellikle ‘Başarabilir miyim?” sorusunu… Ne demek ‘miyim’, elbette başarırlar. Kendine güvenleri, hiç bir soru işaretine mahal vermeyecek kadar tamdır. Sorun mu? Sıradaki!

soru

6- Negatif cümlelere takılmazlar!

Çünkü bilirler ki meyve veren ağaç taşlanır. Onlar eleştirileri dinlerler ancak aşırıya kaçan negatif cümlelerin, günlük yaşamlarını etkilemesine asla izin vermezler. Yaptıkları işin doğruluğuna inanıyorlarsa, gerisi yalnızca teferruat silsilesidir.

7- İnanana kadar ‘tamam’ demezler!

İnternette filanca yazar açıklamış ‘öyleymiş’ gibi kalıplar onların en dar alanıdır. Başkalarının lafıyla hareket etmedikleri gibi başkalarından duyduklarına da körü körüne bağlanmazlar; önce araştırırlar, yeterli bilgi ve donanıma sahip olduktan sonra inanır ya da inanmazlar.

Öz güven bir giysi gibi aslında; zoraki olunca başkasının üzerinde emanet durduğu gibi, içten gelince tam ölçülü bir kıyafet haline geliverir. Önemli olan dengeyi bulabilmek.

İşte bu kadar! 🙂