Kanser Hastaları ve Yakınlarına İyi Gelecek Birkaç Sözümüz Var…

Çok zor…
Evde hasta bakana da çekene de zor gelen süreç. Şu an bu satırları okuyan ve son zamanlarda hayatın ‘kış’ tarafını yaşayan sevgili okurumuz. İçinizden geçeni ve “Yaşamayan bilemez…” bakışlarınızı anlıyoruz. Haklısınız! Gözün sürekli ilaç saatinde olması, kendi öz bakımını yapamayanlar için bakım ve temizlik saatleri, doktor muayeneleri, çare olunamayan ızdıraplar derken, siz de hayatın ‘zindan’ kısmında yerini aldınız belki de. Cümlelerimizin keskinliği ve netliği sizi üzmesin, sadece ‘sizi’ anladığımızı bilmeniz için bir ön yazı yazalım istedik. İlerleyen satırlarda sizi güzel şeyler bekliyor, hayata tutunmak için hala çok nedeniniz var biliyorsunuz değil mi?

kanser_hastası

1. Evre: “Neden ben?”

Neden siz, neden onlar, neden biz? Arka arkaya gelen ‘neden’ silsilesinin size çileden başka bir getirisi olmaz, olmayacaktır da. Madem başınıza böyle bir şey geldi, tüm soruları ‘neden’den ‘nasıl’a transfer edelim mi? Şunun gibi:

– Bu hastalığı nasıl yenebilirim?
– Kendimi nasıl koruyabilirim?
– Hayat standardımı nasıl yükseltebilirim?

Bir ‘nasıl’ın size bin cevap olarak geleceğini garanti etsek, bizim için bir kere dener misiniz?

2. Evre: “Moralim çok bozuk!”

Tamam, hakkınızdır. Şimdi gelin bozuk olan ne varsa hemen şimdi tamir edelim. Bir düşünelim mesela… En çok ne yapmaktan hoşlanırsınız? İçinizden gelmiyor, tamam, anlıyoruz. O halde şöyle yapalım, alalım elimize kocaman bir karton. Üzerine sevdiklerimizin resimlerini yapıştıralım ve her yere asalım; banyo, salon, yatak odası, mutfak, hatta kiler… Her mutsuz olduğumuzda onlara bakalım ve savaşmak için tutunalım. Sevdiklerinizle her gün göz göze gelmek moralinize iyi gelecek, inanın…

3. Evre: “Sanırım yoruldum artık!”

Size öyle geliyor. Çok fazla ilaç içmek ya da içirmekten canınız sıkılmıştır, yorgun hissediyorsunuzdur. Hayatınızdan ‘olumsuz’ olan ne varsa çıkarın. Yerine sizi dinlendiren şeyler alın. Bugün yorgun musunuz, elinizi kaldıracak haliniz yok mu? O halde ruhunuzu bir tura çıkaralım mı; Afrika, Amerika hatta Kuzey Kutbu! İhtiyacınız olan tek şey müzik. Farklı müzik türleri ile tanışın ve gözünüzde canlanan anılara anlam yüklemenin dayanılmaz dinginliğine bırakın kendinizi. Bir bilseniz ruhunuz nasıl dinlenecek…

4. Evre: “Biraz çıkmak istiyorum ama herkes bana bakacak!”

Anlıyoruz, en yakın arkadaşınız Kemo(terapi) ile pek sıkı fıkısınız bu ara… Şimdi doğru aynaya gidin ve kendinize bakın; siz dünyanın en güzel saçsızısınız. Dökülen 2 tel güzelliğinizden zerre kaybettirmedi ki. Dışarı çıkmaktan korkmayın, bakışlardan çekinmeyin. Gelin siz başlatın bu savaşı; ne bere, ne şapka… Olduğunuz gibi çıkın bugün dışarı. Güzelliğinizden hiçbir şey kaybetmediğinizi herkese gösterin.

5. Evre: “Sanki daha iyi hissediyorum…”

Çünkü günden düne hem bedenen hem moral olarak iyileşiyorsunuz. Biz size demedik mi! 🙂 Geçen gün yaptığınız kısa yürüyüş de size çok iyi geldi. Günler daha mı güzelleşiyor nedir? 🙂

6. Evre: “Seni yeneceğim!”

Elbette! Sizde bu güç fazlasıyla var. Birkaç yaramaz hücre mi size zarar verecekmiş, şaşarız! Size bu zor süreçte mutlu olmak için bir önerimiz var. Her sabah yüzünüzü yıkayıp kuruladıktan sonra aynaya bakın ve kendinize gülümseyerek; “Günaydın” deyin… Güne kendinizi severek başlayın. Kulağınıza ilginç geliyor olabilir, siz bir deneyin…

– Kendimi seviyorum…
– Kendime inanıyorum…
– Kendime değer veriyorum…

Hasta yakını ya da bizzat hasta… Birinde fiziksel, birinde ruhsal acı. Belki hasta olan zehri bir dikişte içiyordur ama hasta bakan yudumluyordur. Neticede zehir aynı zehir. İhtiyacınız olan tek şey moral. Öyle hurafe moraller değil, iyilik dolu kocaman bir sepet! Atın her gün içine şükretmek için bir sebep, ihtiyacınız olduğu anlarda çıkarın ve moral deponuza koca bir tanker ‘mutluluk’ yükleyin. Unutmayın; aslında sadece bir tebessüm yeterli bin sıkıntıyı gidermeye…

Hem denemekten ne kaybedersiniz ki? 😉